» » EVRENE YOLCULUĞUM

EVRENE YOLCULUĞUM

405
‘Nefes yaşam demek nefes mutluluk nefes sağlık’

Aldığımız nefes ile içimize yaşamı mutluluğu sağlığı huzuru alarak devamını sağladığımız yolculuğumuzda verdiğimiz son nefesle yolculuğun bitmesi, nefesin önemini anlatıyor. Bu kutsal alışverişler yaşamımızı oluşturuyor ne kadar kaliteli bir nefes alıyorsak o kadar kaliteli bir yaşam sürüyoruz. Olumsuz duyguların nefesle birleşerek vücudumuza girmesi ile, yaşam kalitemiz düşüyor. Olumlu duyguların nefesle birleşerek vücudumuza girmesi ile yaşam kalitemiz yükselerek bedensel, zihinsel, duygusal ve ruhsal farkındalıklarımız gelişerek çok daha mutlu bir hayat sürüyoruz.
Mesleğim gereği nefes ile çok yakından ilgiliydim. Üniversite de anestezi ve reanimasyon eğitimi almış olarak birçok kişinin ilk ve son nefeslerinde yanlarında oldum. Nefesin daha çok mekanik tarafı hakkında bilgim vardı. Duygusal ve spiritüel tarafını daha sonraları kendim öğrenecektim.
Nefes eğitimi semineri yapılacağı bilgisi aldım.9 günlük bir eğitimdi. Kendimce bu kadar uzun olan bir seminerde nefesle ilgili neler anlatılabilir ki? Diye düşündüm. Bu eğitim herkese açıktı. Merakımdan katıldım. İlk gün nefes hakkında harika bilgiler verildi eğitimin sonuna doğru nefesin spiritüel bölümü anlatılacaktı. Bu bölüm daha çok dikkatimi çekti. Henüz bu bölüme gelmeden spiritüellikle nefesin bağlantısını 3.gün tüm gerçekliği ile yaşamıştım.
Öğleden sonra nefes ile meditasyon çalışması için herkes yerlerini aldı. Kendimiz için bir niyette bulunarak çalışmaya başladık. Salon çok kalabalık olduğu için herkes birbirinin niyetlerini duyuyordu. Maddi ve manevi birçok niyetler edildi. Kendim için bundan sonraki yaşamımın daha mutlu ve huzurlu geçmesi için niyet ettim ve nefes çalışmasına başladım. Harika müzikler eşliğinde derin derin bağlantılı nefesler aldım. O sırada zihnimde hiç durmuyordu sürekli düşünceler gelip gidiyordu. Nefesime konsantre olmakta zorluk çekiyordum, nefes almaya devam ettikçe zihnimden de şunları düşündüm. ‘bir an önce bu eğitimi bitirerek öğreneceğim tüm bu bilgileri huzur evinde sakinlere uygulayarak onları sıkıntılarından dertlerinden kurtarmalıyım. Onlara faydalı olmalıyım. Onlara daha fazla bir şeyler yapmalıyım’ sürekli zihnimden bu düşünceler geçerken derin nefes alışlarım devam ediyordu bir süre sonra ellerimde kollarımda uyuşukluk hissetmeye başladım. Salonun içi çok kalabalık ve müziğin sesi yüksek olmasına rağmen birden tüm sesler kayboldu. Sadece bedenime konsantre olmuştum, her yerim uyuşmuştu ve yavaş yavaş vücudumun titremeye başladığını fark ettim. Ellerim kollarım bacaklarım ve yüzümde bulunan tüm kaslarım seğirmeye başladı. Gittikçe de şiddeti artıyordu. Kulaklarım çınlıyordu,’ birden bir ses kendin için bir şey iste’ dedi. tüm vücudumda deprem oluyordu sanki. Başka bir boyutta gibiydim. İçimdeki ses ‘ Allah’a Ulaşmayı diliyorum dedi’ bunu söylememle beraber vücudum çok daha fazla titremeye başladı ve birden gözlerimden yaşlar boşaldı. Mor renklerin içindeydim, vücut ağırlığımı hissetmiyordum ve birden bedenimden yükseldiğimi gördüm. Yukarıya yükselirken hem hissediyor, hem de kendimi sanki dışarıdan bir gözle de görüyordum. Aşağıda yatan bedenimi ve aynı zamanda yukarıda duran bedenimi de gördüm. Yukarıya yükseldikçe titremelerim tamamen yok oldu ve tam tersi vücudumu hiç hissetmiyordum. Aynı zamanda zihnimde dahil olmak üzere son derece rahatlamıştım.

Yükselişim devam ediyordu, dünyadan yavaş yavaş uzaklaşıyordu, bunu da görerek hissediyordu. Dünyanın atmosferinden çıktı ve sol tarafımda muhteşem görüntüsü ile dünyayı belgesel görüntülerinde olduğu gibi fakat 3 boyutlu görerek yanından geçerek dahada yukarıya çıktım, birden görüntü karardı, her yer karanlık ama çok uzaklarda parlayan milyonlarca ufak ufak ışıklar görünüyordu. Daha sonra rengarenk ışıkların içinden geçtim. Tamamen gerçek evren görüntüsünün içinden geçerek sürekli yukarıya doğru çıkıyordum. Bu görüntülerin içinde daha önce hiç yaşamadığım sessizlik, huzur ve sakinlik yaşıyordum. Sağ tarafımda çok yukarıda gördüğüm büyük yuvarlak beyaz ışığa doğru çekildiğimi hissettim. Yine her yer karardı fakat sağ tarafta büyük beyaz ışık projektör gibi üzerime tutuluyordu. Bazen de bu görüntüyü çok uzaklardan seyreder gibi görüyordum. Yükselişim durdu büyük beyaz ışık altında kendimi sırt üstü yatar vaziyette gördüm. Ölü gibiydim el feneri gibi üzerime tutulduğunu hem dışarıdan görüyor hemde aynı anda içeriden hissediyordum. Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Bu fiziksel yaşadıklarımın da farkındaydım. Sanki hiç nefes almıyor, nabzımda atmıyor gibi hissetmiştim. Beyaz parlak ışığa en yakın konumdayken kendimi secde pozisyonunda dururken gördüm. Aynı anda ezan sesi duyuyordum. Göz yaşlarım gittikçe arttı hıçkıra hıçkıra ağlıyor fakat aynı zamanda da tarifi imkansız bir huzur hissediyordum. Kendimi sırt üstü yatmış vaziyette görüyordum. Ölü gibiydim, hiç kıpırdamadan nefes almadan öylece yatıyordum. Sağ tarafımda neredeyse benim boyum kadar yanımda duran kılıcı gördüm. Tam yanımda duruyordu. O anki duygularımı anlatmakta zorlanıyorum. Hiç bu kadar kendimi mutlu sakin huzurlu hissettiğim olmamıştı. Bu çok farklı bir duyguydu, tarifsiz, kelimeler bile yetersiz kalıyor. Yüzümün sanki güldüğünü hissediyordum. Hatta gülüyordum. Tüm benliğim bu muhteşem duyguların içerisinde hiç bitmesini istemeden o anı yaşıyordu. Zihnim tekrar devreye girerek ‘bitmesin bitmesin hiç aşağıya inmek istemiyorum’ diyordu. Aynı anda aşağıda kendimi sırt üstü yatarken de görüyordum. Bilincim hem salonda olabiliyor aynı anda evrenin en üst noktasında da, sadece olan biteni dışarıdan izleyen bendim. Çok güzel bir yerdeydim. Ve buradan gitmeyi hiç istemiyordum burada yıllarca kalabilirdim, fakat eğitmenlerin seslerini duymaya başladım. ‘ hadi çalışmayı yavaş yavaş sonlandırın ve salona dönün’ diyorlardı. Orada birkaç dakika daha fazla kalmayı başardım. Salona dönmek hiç istemedim. Hep orada kalabilirdim. Birden salonda yatan beni gördüm ve onunla tek vücut oldum. Tüm salonun sesleri tekrar geri gelmişti. Bu sefer yine ağlıyor ve tir tir titriyordum. Çok etkilenmiştim. Başucumda birkaç yardımcı nefes koçu vardı. Ne yaşadığımı sordular. Ağlamaktan anlatamıyordum. Nasıl ifade edeceğimi de bir süre düşündüm. – bende değişik bir şeyler fark ettiniz mi diye sordum. – nasıl bir şeyler dediler. _ ben biraz önce burada değildim, bedenim buradaydı fakat bilincim evrendeydi. Deyince hepimiz gülmeye başladık. Eğitmenlerimizin yanına giderek yaşadığım bu durumu anlattım. Hala tir tir titriyor ve ağlıyordum. Sanırım ilk başta saçma bulduğum spirituel bölümü bu oluyordu. Allak bullak olmuştum.
—Yaşadığın bu olay çok güzel, herkesin yaşamak isteyip de yaşayamadığı deneyimi sen yaşadın. Korkma sakın, yanında gördüğün o ‘kılıçta’ en büyük meleklerden ‘Mikail’in sembolü, o yanına gelerek seni koruma altına almış. Bu harika bir deneyim. Kıymetini bil dediler. O an kendimi çok özel hissettim. Bu arada herkese ezan sesini duyup duymadıklarını sordum, benden başka kimse duymamış.
Astral Seyahat hakkında az çok bilgim vardı, birkaç seyahatimde olmuştu ,ama bu seyahatimi EVREN E yapmıştım.
Küçükken hepimiz uykumuzda kendimizi uçarken görmüşüzdür,ufak ufak seyahatlerimiz olmuştur.Ama ben biraz sınırları zorladım sanırım.
RUHUMUN G NOKTASI KİTABIMDAN ALINTI= EMEL ÇEKİCİ
Regresyon, Progresyon, Nefes, Wellness, Astral Seyahat, Theta, Duyular Dışı Algılama, Bioenerji, Rebirthing, Zamanda YolculukEVRENE YOLCULUĞUM
Yazar: Emel | 7-08-2016, 08:50
Okunma: 405
    
Yorum Ekle
İsminiz: *
E-Posta Adresi: *
Resimdeki karakterleri giriniz: